Yaz, biraz yavaşlamak için güzel bir bahane.
Bazen ancak yavaşlayınca neyin gerçekten değiştiğini fark edebiliyoruz.
Son birkaç haftaya uzaktan bakınca teknoloji dünyasında birbirinden bağımsız gibi görünen gelişmelerin aslında ortak bir yönü işaret ettiğini görüyoruz.
Rota yeniden çiziliyor.
Yapay zekâ artık yalnızca ekranlarda değil, fiziksel dünyada da yerini alıyor. Sermaye yeni önceliklere yöneliyor. AI ajanları daha fazla yetki kazandıkça güvenlik yeniden tanımlanıyor. Yeni nesil kurucular ise şirketlerini ilk günden küresel ölçekte inşa ediyor.
Bu sayının ortak hikâyesi yeni bir teknolojinin ortaya çıkması değil; teknolojinin, yatırımın ve girişimciliğin aynı anda yön değiştirmesi.
Gelin birlikte bu yeni rotaya bakalım.

Future Innovation Leaders 2026'nın ikinci modülü Connect için Narköy'de buluştuk.
Üç gün boyunca doğanın içinde birlikte düşündük, birlikte ürettik ve birbirimizi gerçekten dinlemek için zaman ayırdık. Ozan Kuscu ile liderliği ve değerlerle yönetimi konuşurken; Enver Topuz ve Narköy ekibi eşliğinde doğanın ritmini, birlikte üretmeyi ve güven üzerine kurulan ilişkilerin gücünü yeniden deneyimledik.
Belki de güçlü ekosistemler yalnızca iyi fikirlerle değil, aynı amaç etrafında bir araya gelen insanlarla inşa ediliyor.
Teknoloji çağında en kritik yetkinlik daha hızlı düşünmek değil; daha güçlü bağlar kurabilmek.

Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız podcastimiz Tam Olarak Öyle Değil artık yayında.
Her bölümde, herkesin çok net konuştuğu ama içine girdikçe o kadar da net olmadığını fark ettiğimiz konuları Future Innovation Leaders topluluğundan konuklarımızla birlikte ele alıyoruz.
İlk 5 bölümü şimdi Spotify'da dinleyebilirsiniz: https://open.spotify.com/show/1EeiQU2HfwhcFI0OjZAdsC?si=804987fcb90243a7
Her cuma yeni bir konuk ve yepyeni hikayelerde görüşmek üzere!
Y Combinator'ın Request for Startups listelerini seviyoruz. Çünkü RFS yalnızca "şu alanlarda girişim kurun" listesi değil; Silikon Vadisi'nin önümüzdeki birkaç yılın fırsatlarını nerede gördüğüne dair güzel bir yön tabelası.
Summer 2026'nın mesajı oldukça net:
AI artık ürünlerin üzerine eklenen bir özellik değil, yeni şirketlerin üzerine kurulduğu temel.
YC'nin radarında düşük pestisitli tarım için AI'dan otonom drone sürülerine karşı savunma sistemlerine, AI ajanlarına özel inference çiplerinden geleneksel SaaS oyuncularına meydan okuyacak yeni nesil yazılımlara kadar oldukça farklı alanlar var.
Ortak noktaları ise dikkat çekici: AI yazılım dünyasının sınırlarının dışına çıkıyor.
Tarım, üretim, çipler, bilim ve fiziksel dünya artık aynı teknoloji hikâyesinin parçaları.
Sermaye tarafına baktığımızda da benzer bir yön görüyoruz.
2026'nın yalnızca ilk altı ayında global startup yatırımları 510 milyar dolara ulaştı.
Biraz perspektif verelim:
2025'in tamamında bu rakam 440 milyar dolardı. Ama burada oldukça büyük bir dipnot var. OpenAI ve Anthropic tek başlarına yılın ilk yarısında 217 milyar dolar yatırım aldı. Yani dünyadaki tüm startup yatırımlarının yaklaşık %43'ü yalnızca iki şirkete gitti.Dolayısıyla "Para geri döndü" demek doğru. Ama biraz eksik.
Para geri döndü ve nereye gitmek istediği konusunda oldukça seçici.
Birkaç yıl önce girişimcilerin sorusu:"Ürünümüze AI'ı nasıl ekleriz?" idi.
Şimdi soru biraz daha büyük:
"AI olmasaydı bu şirket yine kurulabilir miydi?"
YC'nin RFS'ini de bu yüzden bir fikir listesinden çok, önümüzdeki birkaç yılın yatırım ve teknoloji haritası gibi okumakta fayda var. Listeyi incelemek için: https://www.ycombinator.com/rfs

Birkaç yıl önce yapay zekâ yarışının merkezinde büyük dil modelleri, GPU'lar ve veri merkezleri vardı. Bugün o yatırım dalgası devam ederken, sessizce yeni bir yarış daha hız kazanıyor: Robotik.
Crunchbase verilerine göre robotik girişimleri, 2026'nın yalnızca ilk yarısında 18,8 milyar dolar yatırım aldı. Bu rakam, sektörün 2025'in tamamında aldığı 15 milyar doları ve girişim yatırımlarının zirve yaptığı 2021'deki 14,1 milyar doları şimdiden geride bırakmış durumda.
Bir zamanlar Boston Dynamics 'in dans eden robotları bize geleceğin mümkün olduğunu gösteriyordu. Bugün ise yatırımcılar gösteri yapan robotlardan çok, depolarda yük taşıyan, fabrikalarda montaj yapan, hastanelerde destek veren ve bir gün evde çamaşır katlayabilecek robotlara yatırım yapıyor.
Bunun arkasında yalnızca teknolojik gelişmeler yok. ABD ile Çin arasındaki rekabet, fiziksel yapay zekâyı da stratejik bir alan haline getirmiş durumda. Humanoid robotlardan üretim otomasyonuna kadar her iki ülke de geleceğin üretim kapasitesini belirleyecek teknolojilere milyarlarca dolar aktarıyor.
Eğer AI'ın ilk büyük yatırım dalgası veri merkezleri ve çipler üzerine kurulduysa, ikinci büyük dalga büyük ihtimalle o zekâyı fiziksel dünyada çalıştıracak sistemler üzerine kuruluyor.
Belki de Jetgiller sandığımız gelecek, düşündüğümüzden daha yakın. Bu kez yalnızca daha iyi robotlar değil, onları gerçeğe dönüştürecek sermaye de sahneye çıkmış durumda.
Agentic AI'ın vaadini uzun zamandır konuşuyoruz.
Yapay zekâ artık yalnızca sorularımızı yanıtlamayacak; bizim adımıza karar verecek, kod yazacak, sistemlere bağlanacak ve aksiyon alacak.
Temmuz ayında OpenAI ve Hugging Face'in paylaştığı güvenlik vakası ise bu geleceğin artık teorik olmadığını gösterdi.
OpenAI'ın kontrollü güvenlik değerlendirmesi sırasında bazı modeller, kendilerine verilen görevi tamamlamak için beklenmeyen yollar geliştirdi. Bir zero-day açığı tespit etti, değerlendirme ortamının sınırlarını aşarak internete erişmenin yolunu buldu ve Hugging Face'in üretim altyapısına kadar ulaştı.
Olayın ardından Hugging Face, 17 binden fazla kayıtlı aksiyonu analiz etmek zorunda kaldı. Belki de en dikkat çekici detay ise buydu: AI'ın gerçekleştirdiği aksiyonları anlamak için yine AI ajanlarından yararlanıldı. Normal şartlarda günler sürebilecek analizler saatler içinde tamamlandı.
Ancak bu olayın asıl önemi teknik detaylarında değil.
AI "saldırmaya karar vermedi." Kendisine verilen hedefe ulaşmaya çalıştı ve bunu yaparken insanların öngörmediği yollar keşfetti.
İşte Agentic AI çağının en kritik sorusu da burada başlıyor.
Düne kadar yapay zekâyı ne kadar akıllı olduğu üzerinden değerlendiriyorduk.
Bugün ise çok daha temel bir soruyu sormamız gerekiyor:
Bir AI ajanına ne kadar yetki vermeliyiz? Göreceğimiz etkiye ne kadar hazırlıklıyız?
Türkiye girişimcilik ekosisteminde sessiz ama önemli bir değişim yaşanıyor.
Artık yeni nesil kurucular için globalleşmek bir sonraki adım değil, başlangıç noktası.
Son birkaç ayda bunun peş peşe örneklerini gördük.
Spaceflow (YC S26), kuruluşundan yalnızca birkaç ay sonra Y Combinator Summer 2026'ya kabul edildi, 1 milyon dolar yatırım aldı ve daha şimdiden altı haneli dolar seviyesinde yıllık sözleşmeli gelire ulaştı.
Derya (YC S26), Türk girişimciler Oğuzhan Karaca ve Mert Turna tarafından ABD'de kurulan AI destekli lojistik girişimi. Haziran sonunda Y Combinator, 212 ve Umur Çubukçu'nun da katıldığı yatırım turunda 1,1 milyon dolar pre-seed yatırım aldı.
Atlantic ise bu dönüşümün belki de en dikkat çekici örneklerinden biri. Henüz 17–18 yaşındaki kurucu ekip tarafından geliştirilen AI agent platformu, Galata Business Angels'tan 5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.
Üç farklı girişim.
Üç farklı hikâye.
Daha birkaç yıl öncesine kadar üniversite mezuniyeti ilk girişim için doğal başlangıç noktasıydı. Bugün ise lise sıralarından çıkan ekipler yatırım alıyor, Y Combinator'a kabul ediliyor ve ilk müşterilerini dünyanın farklı ülkelerinde buluyor.
Yeni nesil kurucular yalnızca daha genç değil; çok daha cesur. İlk günden küresel pazarı hedefliyor, şirketini uluslararası ölçekte tasarlıyor ve "önce yerelde başaralım" anlayışını geride bırakıyor.
Belki de değişen şey yalnızca girişimcilik ekosistemi değil, kurucu profilinin kendisi. Çünkü dünya sahnesine çıkmanın yaşı her geçen gün biraz daha düşüyor.
Dileğimiz, bu hikâyelerin istisna değil, Türkiye'den çıkacak yeni nesil girişimlerin yeni normu haline gelmesi.

2026 Dönemi Fellow'larımızdan Nur Aras 'ın kurucu ortakları arasında yer aldığı revogo Akbank+ programı kapsamında 300 bin dolar yatırım aldı.
Anne, bebek ve çocuk ürünlerini döngüsel ekonomi modeliyle yeniden kullanıma kazandıran Revogo, sürdürülebilir tüketimi teknolojiyle buluşturan iş modeliyle dikkat çekiyor.
Nur'u ve Revogo ekibini gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz!

Bir önceki sayımızda yolu Bakü'ye uzanacak bir Fellow'umuzdan bahsetmiştik.
2024 Dönemi Fellow'larımızdan Neslinur Turan Karol Türk Devletleri Teşkilatı Yüzme Yarışları'nda büyük bir başarıya imza attı.
Türkiye'deki iki eleme aşamasını kendi yaş grubunda birinci olarak tamamlayan Neslinur, 4-5 Haziran tarihlerinde Bakü'de düzenlenen yarışlarda 36-40 yaş kategorisinde 30 dakikada 1.850 metre yüzerek birincilik elde etti ve altın madalyanın sahibi oldu. 🥇
Kendisini bu gurur verici başarısından dolayı yürekten kutluyor, nice başarılarını birlikte kutlamayı diliyoruz.
The AI Con –Emily M. Bender & Alex Hanna
Emily M. Bender ve Alex Hanna'nın kaleme aldığı The AI Con, yapay zekâ teknolojisinin kendisini değil; etrafında oluşan büyük beklentiyi, pazarlama dilini ve teknoloji şirketlerinin yarattığı anlatıyı sorguluyor.
Kitabın en güçlü yanı ise yapay zekâyı ne körü körüne yüceltmesi ne de tamamen reddetmesi. Bunun yerine çok daha önemli bir soruyu masaya koyuyor:
Gerçek inovasyon nerede bitiyor, hype nerede başlıyor?
"The greatest danger in times of turbulence is not the turbulence; it is to act with yesterday's logic." — Peter Drucker