Her pazartesi, bir FIL Fellow’un perspektifi spotlight’ta. ✨
FIL Spotlight serimizde; inovasyon, liderlik, girişimcilik, teknoloji ve dönüşüm odağındaki gerçek deneyimleri, fikirleri ve bakış açılarını doğrudan Fellowlarımızdan dinleyeceğiz.
İlk spotlight 2025 Dönem Fellowumuz Deniz Sürenkök'ten. Keyifli okumalar!
Ben 2025 Dönemi fellowlarından Deniz Sürenkök, Midrise ve Relate’in kurucu ortağıyım. Kurumsal dünyadan full-time girişimciliğe geçtiğimde tek istediğim şey vardı: sağlam adımlar atmak, stratejik bir yol haritasıyla ilerlemek.
Çok geçmeden kendimi her şeyi aynı anda yapmaya çalışırken, hiçbirini tam yapamaz halde buldum.
İçinde bulunduğumuz kültür, ister kurumsal ister startup, hepimizi her şeye aynı anda saldırmak gerektiğine inandırıyor. Yapay zekanın hayatımıza girmesiyle bu baskı daha da arttı.
Ben de kapıldım. Startup kültürüne henüz adapte olamadan, bir şeyi bitirmeden diğerine atladım. Yol haritamız sabit bir iskelette durmak yerine sürekli şekil değiştiriyordu. “Sen startupsun, saldırman lazım” tavsiyesi her yerden geliyordu.
Roadmapımı her adımın bir sonrakini beslediği, birini tamamlamadan diğerine geçemeyeceğim bir yapıya oturttuğumda her şey değişti. Esneklik hâlâ vardı ama sıra değil. Hangi adımın hangisini mümkün kıldığını bilmek, “şimdi ne yapmalıyım?” sorusunu ortadan kaldırdı.
Siz de roadmapinizde her adımın bir sonrakini beslediğinden emin olun.
O kaos içinde o kadar çok insanla bir araya geliyor, o kadar çok fikir almaya çalışıyordum ki bolluğun içinde yokluğa düşmüştüm. Her taraftan farklı tavsiyeler geliyordu, her biri farklı bir yöne çekiyordu.
“Şimdi değil” dediğimde hor görüldüğümü hatırlıyorum. Ama her yeni şeye elimi attığımda da içime sinmeyen çıktılar üretiyordum.
Artık her fırsata ‘evet’ demeden önce kendime şunu soruyorum: bu benden ne alacak, bana ne katacak? Bunun için basit ama etkili bir yöntem geliştirdim: harcayacağım zamanı, iş yükünü ve eforunu bir tarafa yazıyorum. Diğer tarafa ise potansiyel sonuçlarını ve çarpan etkisini yani bu adımın başka neleri mümkün kılabileceğini. Sonra puanlayıp önceliklendiriyorum. Bu hesabı yapmaya başladığımda ‘şimdi değil’ demek çok kolaylaştı.
Siz de bir fırsata evet demeden önce iki sütun açın: sizden götürecekleri ve size getirecekleri. Çarpan etkisi en yüksek olana odaklanın.
Strateji olmadan yaptığımız her şey bizi anlamsız meşgul ediyor. Meşgul olduğumuzda ilerlediğimizi sanıyoruz ama aslında yerimizde sayıyoruz.
O dönemde hızlandırma programından hızlandırma programına, toplantıdan toplantıya koşturduğumu hatırlıyorum. Hepsi değerliydi ama hiçbiri beni işime odaklandıramıyordu. Çünkü strateji olmadan her hareket kaynak yakar: zaman, enerji, para.
Bir gün fark ettim: beynim binlerce sekme açık bir bilgisayar gibiydi. İşlemci zorlanıyordu, performans düşüyordu. Kapasiteniz sınırlı ve o kapasiteyi doğru yere odaklamak, daha fazla şey yapmaktan çok daha değerli. O gün birçok sekmeyi kapattım ve ilk kez gerçekten ilerlediğimi hissettim.
Kafanızda kaç tane sekme açık? Kaçını kapatırsanız işlemci rahatlayacak? Bu hafta o sekmeleri kapatmak için plan yapın.
FİL’in bir parçası olduğumda çıktığım yola yeniden bakmak istedim, en başa dönerek. Farklı disiplinlerden insanlarla bir arada düşünmek, sormak ve sorgulamak bana çok şey kazandırdı. Artık neye odaklanmak istediğimi çok daha net görüyordum.
“Dünyada daha fazla iyi hisseden insan olsun” vizyonuyla pivot ederek yepyeni bir ürün için her şeyin elimin altında olduğunu fark ettim. Bu sefer stratejik olarak, birbirini besleyen adımlar belirleyerek yola yeniden çıktım.
Yapay zekayı daha fazla şey üretmek için değil, daha net düşünmek için kullanabilirsiniz. Stratejik yol haritanızı onunla birlikte oluşturun. Her adımı tamamladığınızda, o istediğiniz inovasyona ne kadar yaklaştığınızı hissedeceksiniz.
Strateji romantik değil ama özgürleştirici. Ve bu sadece girişimcilerin sorusu değil. Geleceği şekillendirmek isteyen her liderin sorusu. FİL tam da bu soruyu birlikte sormak için var.
Bir sonraki yazıya kadar, odakla kalın.