FIL Spotlight #13

FIL Spotlight #13
FIL Spotlight #13 August 3, 2026

FIL Spotlight #13

Her pazartesi, bir FIL Fellow’un perspektifi Spotlight’ta. ✨

FIL Spotlight serimizde; inovasyon, liderlik, girişimcilik, teknoloji ve dönüşüm odağındaki gerçek deneyimleri, fikirleri ve bakış açılarını doğrudan Fellowlarımızdan okuyoruz.

Spotlight'ın on üçüncü sayısında konuğumuz 2024 dönemi Fellowlarından Günseli Öneş.Keyifli okumalar!

Selam sevgili FIL Spotlight okuru. 😊

Ben Günseli. Future Innovation Leaders’ın 2024 Fellow’larından biriyim.

Profesyonel hayatımda Fark Labs ’te girişimcilik, yatırım ve büyüme odağında çalışıyorum. İşimin önemli bir kısmını da bizim kendi içimizde kullandığımız adıyla MindHunter olarak geçiriyorum.

Yani en basit haliyle, avlanıyorum.

Yeni girişimlerin, teknolojilerin, kurucuların ve bazen henüz adı bile tam konmamış trendlerin peşine düşüyorum. Bugün küçük görünen ama birkaç yıl sonra büyük bir dönüşümün parçası olabilecek işleri mümkün olduğunca erken yakalamaya çalışıyorum.

Tabii bu kadar çok geleceğe bakınca insanın ara sıra geriye dönüp bakası da geliyor.

Ve son dönemde kendime en sık sorduğum sorulardan biri şu:

Biz buna ne ara alıştık?

Çünkü teknoloji çok hızlı değişiyor. Ama bazen teknolojinin kendisinden daha şaşırtıcı olan, bizim ona alışma hızımız.

Dün İnanılmazdı, Bugün Yeterli Değil

Bundan çok değil, birkaç yıl önce Boston Dynamics ’in robotlarının koştuğu, dans ettiği, engellerin üzerinden atladığı videoları birbirimize gönderip “Vay canına” diyorduk.

Bugün bir humanoid robot videosu çıkıyor; yürüyor, çevresini algılıyor, bir nesneyi alıp başka bir yere bırakıyor ve ilk yorumumuz:

“Hareketleri hâlâ yeterince iyi değil.”

Bir dakika. Biz ne ara bu kadar zor beğenir olduk?

Bence teknolojideki değişimin hızını bazen yeni çıkan şeylerden çok, bizi şaşırtmayı bırakan şeylere bakarak anlamak mümkün.

Telefonumuz yüzümüzü tanıyıp kilidini açıyor. Navigasyon trafiği anlık hesaplayıp rotamızı değiştiriyor. Telefonumuz çektiğimiz karedeki insanı, objeyi ve ışığı biz daha fark etmeden analiz ediyor. Bir cümle yazıyoruz, başka bir dilde saniyeler içinde karşılığını alıyoruz.

Bunların herhangi birini 15 yıl önce birine göstersek muhtemelen uzun uzun anlatırdık.

Bugün biri çalışmadığında sinirleniyoruz.

Teknolojiye alışma süremiz, teknolojinin gelişme süresi kadar kısalmış durumda.

Ve sanırım bir teknolojinin hayatımıza gerçekten yerleştiği an da tam olarak bu: Ne kadar inanılmaz olduğunu düşünmeyi bırakıp, neden biraz daha iyi çalışmadığını sorgulamaya başladığımız an.

Biz Daha Yeni Tanışmıştık

Aynı şeyi yapay zekâda çok daha kısa bir zaman diliminde yaşadık.

2022’nin sonunda ChatGPT ile ilk karşılaştığımızda bir makineyle bu kadar doğal konuşabilmek başlı başına şaşırtıcıydı. Sonra yazı yazdırdık, özet çıkarttık, görsel ürettik, dosya analiz ettirdik.

Daha bunlara tam alışamadan beklentimiz değişti.

Artık AI’ın bize cevap vermesi yeterli değil. İşi yapmasını istiyoruz.

Araştırsın. Karşılaştırsın. Maili hazırlasın. Dosyayı okusun. Takip etsin. Sonucu getirsin.

Agent’ları konuşuyoruz. Arkasından Physical AI geliyor. Humanoid’ler geliyor. Birkaç ay önce yeni olan bir kavram, biz daha onunla ne yapacağımızı tam anlamadan yerini bir sonrakine bırakıyor.

McKinsey’nin son küresel AI araştırması da aslında bu farkı güzel gösteriyor: şirketlerin büyük çoğunluğu en az bir fonksiyonda düzenli AI kullandığını söylerken, agent kullanımının gerçekten ölçeklenmesi hâlâ çok daha geride.

Yani beklentimiz, gerçek adaptasyonumuzdan daha hızlı koşuyor.

Yeniliğe Patinaj

Sanırım benim son dönemde en çok düşündüğüm şey de bu.

Teknolojiye adapte oluyoruz ama adapte olmakla sürekli bir sonraki yeniliğe koşmak aynı şey mi?

Bir teknoloji çıkıyor. Önce “Bunu nasıl kullanabiliriz?” diyoruz. Birkaç ay sonra “Bunu hâlâ kullanmıyor muyuz?” demeye başlıyoruz. Daha onu iş yapış biçimimize gerçekten yerleştiremeden başka bir şey konuşuyoruz.

Bazen gerçekten ilerliyoruz.

Bazen de sadece yeniliğe patinaj çekiyoruz.

İşiniz sürekli yeni olanın peşinde avlanmak olunca bunu çok görüyorsunuz. Yeni olan hemen her şey, bir süreliğine kaçırılmaması gereken fırsat gibi görünebiliyor.

Bir dönem blockchain, sonra metaverse, bugün AI.

Burada AI’ın bir hype olduğunu söylemiyorum. Tam tersine, dönüşüm gerçek. Robotikte de öyle. Makineler artık yalnızca hareket etmiyor; çevrelerini anlamaya ve giderek daha bağımsız karar vermeye başlıyor.

Ama bir teknolojinin önemli olması, hepimizin onu aynı anda ve aynı şekilde kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.

Bir girişimin ya da yeni bir teknolojinin peşine düştüğümde en sık sorduğum sorulardan biri hep “Neden şimdi?” oluyor.

Bu teknoloji neden bugün mümkün? Pazarda ne değişti? Üç yıl önce olmayan ne var?

Son zamanlarda yanına bir tane daha ekliyorum:

“Peki neden bunu yapıyoruz?”

Gerçekten daha iyi olduğu için mi? Herkes yaptığı için mi? Yoksa geride kalmaktan korktuğumuz için mi?

Çünkü FOMO çok iyi bir teknoloji stratejisi değil.

Ama diğer uç da en az bunun kadar tehlikeli:

“Ne saçma işlerle uğraşıyorsunuz?”

Her Şeyi Kullanmak Zorunda Değiliz

Bence tam burada teknoloji okuryazarlığı giderek daha önemli hale geliyor.

Finansal okuryazarlığı düşünün. Hepimizin yatırımcı olması gerekmiyor. Ama faizin, enflasyonun ya da yatırımın temel mantığını anlamamız gerekiyor.

Teknolojide de benzer bir noktaya geliyoruz.

Her çıkan AI aracını denemek, agent workflow kurmak, hangi modelin diğerinden daha iyi olduğunu takip etmek ya da evimize humanoid robot almak zorunda hiç değiliz.

Ama bunların ne olduğunu temel düzeyde anlamamız gerekiyor.

Çünkü bunlar artık yalnızca teknoloji sektörünün konusu değil. İşimizin, eğitimin, üretimin ve gündelik hayatımızın konusu.

Teknoloji okuryazarlığı bana göre artık “teknolojiyle ilgilenen insanların” sahip olduğu bir artı olmaktan çıkıyor. Finansal okuryazarlık gibi, içinde yaşadığımız dünyayı anlamanın temel araçlarından birine dönüşüyor.

Aynı Yıldayız, Aynı Çağda mıyız?

Bir de arada sıkışmış kuşaklar var.

Gen Z ve sonrasında gelenler bu teknolojilerin içine doğuyor. AI’a bir şey sormak, yeni bir aracı birkaç dakikada çözmek onlar için giderek daha doğal.

Diğer tarafta yetişmeye çalışanlar var.

Bir tarafta da bütün bu dönüşüme hâlâ “Biz yıllardır böyle yapıyoruz, ne gerek var?” diye bakanlar.

Bence önümüzdeki yılların önemli meselelerinden biri bu mesafeyi kapatmak olacak.

Çünkü teknolojik dönüşüm, küçük bir grubun çok hızlanmasıyla sağlıklı gerçekleşmiyor. Toplumun geri kalanının da ne olduğunu anlayabileceği kadar yakınında kalması lazım.

Herkes aynı aracı kullanmak zorunda değil. Aynı hızda ilerlemek zorunda da değil.

Ama aynı dünyada yaşayacaksak, en azından aynı sözlüğün temel kelimelerini bilmemiz gerekiyor.

Geleceğe Yetişmeye Çalışmayın

Bu yüzden önümüzdeki dönemde asıl teknolojik kasımızın “her yeniliği ilk deneyen olmak” değil, adaptasyon olduğunu düşünüyorum.

Yeni olanı anlayacak kadar meraklı olmak. İşe yarayanı hayatımıza alabilecek kadar açık olmak. İşe yaramayanı sırf herkes konuşuyor diye kullanmayacak kadar seçici olmak. Ve gerektiğinde, yıllardır doğru bildiğimiz bir yöntemi bırakabilmek.

Son birkaç yılda beni en çok şaşırtan şey de bu yüzden robotların ne kadar iyi yürüdüğü ya da AI’ın ne kadar iyi cevap verdiği değil.

Bizim normalimizin ne kadar hızlı değiştiği.

Daha dün robotların dans etmesine “Vay canına” diyorduk. Bugün humanoid’in hareketlerini beğenmiyoruz. Daha dün ChatGPT’nin düzgün bir paragraf yazmasına şaşırıyorduk. Bugün verdiğimiz işi baştan sona tamamlamazsa yetersiz buluyoruz. Telefonumuzun yüzümüzü tanımasını, navigasyonun trafiği bizden önce fark etmesini ise teknoloji olarak bile görmüyoruz. Belki teknolojinin ilerleme hızını en iyi raporlardan değil, ne kadar hızlı şımardığımızdan anlayabiliyoruz.

O yüzden son dönemde kendime şu soruyu daha sık soruyorum: Gerçekten ilerliyor muyuz, yoksa sadece çok hızlı hareket mi ediyoruz?

Çünkü bu hızda geride kalmanın tek yolu yeni teknolojiyi kaçırmak olmayabilir.Her yeni teknoloji geldiğinde yön değiştirmek de insanı aynı yerde bırakabilir.

Gelecek zaten yeterince hızlı geliyor.

Belki de mesele ona yetişmek değil; neyi anlamamız, neyi hayatımıza almamız ve neyin geçip gitmesine izin vermemiz gerektiğini bilecek kadar teknoloji okuryazarı kalabilmek.

Çünkü bundan sonra farkı, her yeni teknolojiyi ilk kullananlar değil; değişimi anlayıp doğru yerde gerçekten davranışını değiştirebilenler yaratacak.

Soru, öneri veya işbirliği için bize ulaşın.