FIL Spotlight #15

FIL Spotlight #15
FIL Spotlight #15 August 17, 2026

FIL Spotlight #15

Her pazartesi, bir FIL Fellow’un perspektifi Spotlight’ta. ✨

FIL Spotlight serimizde; inovasyon, liderlik, girişimcilik, teknoloji ve dönüşüm odağındaki gerçek deneyimleri, fikirleri ve bakış açılarını doğrudan Fellowlarımızdan okuyoruz.

Spotlight'ın on beşinci sayısında konuğumuz 2024 dönemi Fellowlarından Neslinur Turan Karol. Keyifli okumalar!

MERAK HARİTASI: “Algoritmanın henüz bilmediği ben”

Ben Neslinur. Future Innovation Leaders’ın 2024 Fellow’larından biriyim.

Akbank Girişim Bankacılığı çatısında inovasyon, girişimcilik ve teknoloji ekosistemine odaklanarak çalışıyorum. Fırsat buldukça yüzüyor, seyahat ediyor, yeni şeyler öğreniyor ve uzun zaman önce yarım bıraktığım fotoğrafçılığa yeniden bakıyorum.

Hayatta en çok sevdiğim sorulardan biri: “Acaba başka türlü de olabilir mi?”

Bazen bir fikirde, bazen bir insanda, bazen de kendimde. Son zamanlarda fark ettim ki merak benim için sadece yeni şeyler öğrenmek değil; bildiğimi sandığım şeylere yeniden bakabilmek.

Bu yazı da biraz bunun hikâyesi.

Bazı meraklar yarım kalmaz; sadece yeniden karşılaşmayı bekler.

Okurken Hello — Hollow Coves size eşlik etsin.

Telefonum beni benden iyi tanıyor olabilir.

Hangi şarkıyı dinleyeceğimi, hangi filmi açacağımı, hangi haberde duracağımı tahmin ediyor. Buna kişiselleştirme diyoruz ve oldukça konforlu.

Ama bir süredir başka bir şeyi düşünüyorum: Beni gerçekten tanıyor mu? Yoksa ona kendimin yalnızca göstermeyi seçtiğim versiyonunu mu anlatıyorum?

Bir şeyi tıklamam, onu sevdiğim anlamına gelmiyor. Bir içeriği izlemem, ona inandığım anlamına gelmiyor. Bazen dijital izlerimiz bizi değil, kendimizden dışarıya bıraktığımız izleri anlatıyor.

Peki algoritmanın henüz bilmediği taraflarımız ne?

Henüz denemediğimiz için sevip sevmediğimizi bilmediğimiz şeyler. Henüz tanışmadığımız insanlar. Henüz hakkında bir fikrimiz olmayan konular. Henüz kendimizi içinde hayal etmediğimiz ihtimaller.

Belki merak tam burada başlıyor.

Algoritmalar bize sevdiğimiz şeylerden daha fazlasını vermek üzere tasarlanıyor. Merak ise bizi henüz sevip sevmediğimizi bile bilmediğimiz şeylere götürüyor.

Üstelik kendi küçük algoritmalarımızı kendimiz de yaratıyoruz: benzer insanlarla konuşuyor, benzer içerikleri takip ediyor, zaten katıldığımız fikirleri dinliyoruz.

Sonra dünyayı tanıdığımızı düşünüyoruz.

Oysa merak bazen çok daha basit bir soru:

“Ben başka neyi bilmiyor olabilirim?”

Merak Haritası

Merakı hayatımda düşünürken onu dört farklı alana ayırmayı seviyorum:

Öğrenmek — Sorgulamak — Dinlemek — Denemek

1. Öğrenmek: Henüz bilmediğim ne var?

Hakkında hiçbir şey bilmediğiniz ama nedense ilginizi çeken bir konu seçin. Cevabını bulmak için değil, soruyu biraz daha iyi anlamak için araştırın.

2. Sorgulamak: Hangi fikri gerçekten anlamaya çalışmadım?

Katılmadığınız bir düşünceyi bu kez çürütmek için değil, anlamak için dinleyin:

“Bu kişi bunu neden böyle düşünüyor?”

Fikriniz değişmeyebilir. Mesele, kendi düşüncenizin dışına kısa bir süreliğine çıkabilmek.

1. Dinlemek: Kimin dünyasını henüz yeterince bilmiyorum?

Sizden farklı bir yaşam deneyimi olan biriyle konuşun. “Ne iş yapıyorsun?” yerine: “Bu aralar seni en çok ne meraklandırıyor?”

Bazen bir insanın bize verebileceği en değerli şey bir fırsat değil, dünyaya bakışımızdaki küçük bir açı değişimi.

2. Denemek: Neyi “benlik değil” diyerek hiç denemedim?

“Ben bunu sevmem.” “Ben böyle biri değilim.” “Bu bana göre değil.”

Peki bunlardan hangisini gerçekten deneyerek biliyoruz? Belki de kendimiz hakkında bildiğimizi sandığımız şeylerin bir kısmı, hiç test edilmemiş varsayımlardan ibaret.

Benim Merak Haritamdan

Yıllar önce fotoğrafçılığa merak salmış, bir süre uğraşmış ama sonra bırakmıştım. Uzun süre bunu yarım kalmış bir şey olarak düşündüm. Yakın zamanda kurum içerisindeki fotoğraf kulübümüz ile yeniden başladım.

İlginç olan şu ki, kaldığım yerden devam etmedim. Başka bir yerden başladım.

Bu kez daha iyi fotoğraf çekmekten çok, daha iyi bakmaya çalışıyorum.

Bir kırık pencereye. Dar sokaklarda dünyanın yükünü omuzlayan çocuklara. Boğaz'ın üzerinde kanatlarını açarak hareket eden bir kuşa.

Aynı şehir. Aynı dünya.

Ama başka bir bakışla. Belki de anlık her şeyi görmeye çalışan gözümü eğitmeye çalışarak. Anda kalarak. Bakıp geçmeyerek.

Belki merakın bize yaptığı en güzel şeylerden biri bu: Bildiğimiz bir şeye yeniden bakabilmek.

Bazı meraklar hayatımıza ilk seferde yerleşmiyor. Yarım kalıyorlar. Sonra yıllar sonra başka bir zamanda, başka bir bizle yeniden karşılaşıyorlar.

Belki bir şeyi yarım bırakmak, ondan tamamen vazgeçmek değildir.

Bazen sadece yeniden bakmak için başka bir zamana ihtiyacımız vardır.

Şimdi sıra sende:

Bu hafta kendine 15 dakika ayır.

Bir kâğıdın ortasına “Merak ediyorum” yaz.

Etrafına dört alanı yerleştir:

Öğrenmek - Sorgulamak - Dinlemek - Denemek

Her birinin altına bir cevap yaz.

Sonra yalnızca birini seç ve küçük bir adım at.

· Bir makale oku.

· Farklı düşündüğün biriyle konuş.

· Hiç gitmediğin bir yere git.

· “Benlik değil” dediğin bir şeyi dene.

Ama bir sonuç çıkarmak zorunda değilsin.

Fikrini değiştirmek, sevmek, bir projeye dönüştürmek zorunda değilsin.

Sadece şaşırmaya izin ver.

Çünkü belki de kendimizi tanımak, hakkımızda mümkün olduğunca çok veri biriktirmek değildir.

Belki tam tersine, kendimiz hakkında fazla emin olduğumuz şeyleri yeniden test etmektir.

· “Ben bunu sevmem.”

· “Ben böyle biri değilim.”

· “Ben bunu yapamam.”

Bunların kaç tanesini gerçekten deneyerek biliyoruz?

Belki merak, o hikâyelerin arasına küçük bir soru işareti koyma cesaretidir.

Ve belki iyi bir Merak Haritası bizi gitmek istediğimiz yere götüren harita değildir. Dünyaya başka türlü bakmamızı sağlayan haritadır.

Bu hafta kendinize şunu sorun: “Benim hakkımda yanılıyor olabileceğim şey ne?”

Sonra merak edin.

Çünkü hakkında henüz hiçbir algoritmanın bilmediği en ilginç şey, kim olabileceğiniz.

Bazı meraklar yarım kalmaz; sadece yeniden karşılaşmayı bekler.

Soru, öneri veya işbirliği için bize ulaşın.