FIL Spotlight #4

FIL Spotlight #4
FIL Spotlight #4 June 1, 2026

FIL Spotlight #4

Her pazartesi, bir FIL Fellow’un perspektifi spotlight’ta. ✨

FIL Spotlight serimizde; inovasyon, liderlik, girişimcilik, teknoloji ve dönüşüm odağındaki gerçek deneyimleri, fikirleri ve bakış açılarını doğrudan Fellowlarımızdan dinleyeceğiz.

Spotligth'ın dördüncü sayısında söz Kurucularımızdan Ayşe Nisa Akgün 'de .Keyifli okumalar!

Selam! Ben Future Innovation Leaders kurucularından Nisa. Kariyerimin önemli bir bölümünü Venture Capital ekosisteminde geçirdikten sonra odağımı teknoloji ve yapay zekaya (YZ) çevirdim. Şu anda Zorlu Holding ’de dijital iş geliştirme alanında çalışıyorum.

Tam da bu kariyer dönüşümünün yaşandığı dönemde yüksek lisans tez konumu belirlemeye çalışırken, insanların YZ’yı nasıl algıladıkları, kurumlarda neden bazı çalışanlar tarafından hızla benimsenirken bazıları tarafından mesafeli karşılandığı ve bu farklılıkların altında hangi motivasyonların yattığı üzerine düşünmeye başladım.

Uzun araştırmalar ve görüşmeler sonucunda, bugün iş hayatında birlikte çalışan üç farklı kuşağın değerlerinin birbirinden belirgin şekilde ayrıştığını gördüm. Dünyayı algılama biçimleri, iş hayatından beklentileri ve dolayısıyla iş yerinde kullandıkları teknolojilere yaklaşım şekilleri de bu değerler doğrultusunda farklılaşıyor. Şimdi sizlerle bu farklılıkları ve YZ’ya bakışlarını şekillendiren temel değerleri paylaşmak istiyorum.

Kararlarımızı Gerçekte Ne Yönlendiriyor?

Her gün on binlerce karar alıyoruz. Tabi ki bunların çok küçük bir kısmı bilinçli verdiğimiz kararlar. Örneğin sabah kahveni içmek artık düşünmeden yaptığın bir alışkanlıkken, iş yerinde bir soruyu ChatGPT’ye mi yoksa Claude’a mı soracağına karar vermek bilinçli bir tercih.

Bu kararların ortak bir noktası var: Günün sonunda hepsi bir değerimize hizmet ediyor. Kimi zaman başarıyı, kimi zaman mutluluğu önceliklendiriyoruz. Farkında olsak da olmasak da, seçimlerimiz değerlerimizin bir yansıması.

FIL ile tanıştıktan sonra değerler kavramı üzerine daha fazla düşünmeye ve zamanla kendi değerlerimi keşfetmeye başladım. O noktada önemli bir şey fark ettim: Beni gerçekten mutlu eden kararlar, çoğunlukla benim için en önemli değerlere dokunuyordu. İçime sinmeyen kararlar ise dışarıdan mantıklı görünse bile çoğu zaman kendi değerlerimle çelişiyordu.

Aslında bu fikir yeni değil. Hem felsefe hem de psikoloji uzun yıllardır insanların kararlarının altında yatan motivasyonları anlamaya çalışıyor. Örneğin Aristoteles’e göre, insanlar her eylemi daha yüksek bir amaca ulaşmak için yapar. Para kazanmak, başarılı olmak, öğrenmek gibi amaçların arkasında ise nihai olarak "iyi yaşam" (eudaimonia) bulunur. Kant’a göre davranışların arkasında ilkeler ve ahlaki değerler vardır.

Farklı Jenerasyonların Değerleri Gerçekten Farklı Mı?

Eminim ki bugün hepimiz, hem iş hayatımızda hem de sosyal çevremizde X, Y ve Z kuşağından insanlarla bir aradayız. Aynı toplantılara katılıyor, aynı hedeflere ulaşmaya çalışıyor, ancak bazen ortak bir noktada buluşmakta zorlanıyoruz. Bunun nedeni değerlerimizdeki farklılıklar olabilir mi?

Kuşak Değişimi Teorisi'ne göre, insanların değerleri gençlik yıllarında maruz kaldıkları ekonomik, teknolojik ve toplumsal koşullar tarafından şekilleniyor. Bu nedenle farklı dönemlerde büyüyen kuşaklar dünyayı ve iş hayatını farklı değerler üzerinden yorumlayabiliyor. Belki de bugün yaşadığımız bazı fikir ayrılıklarının temelinde, aynı sorulara farklı değerler üzerinden cevap vermemiz yatıyor.

Yapay Zekaya Yaklaşımı Değerler Nasıl Etkiliyor?

YZ benimsenmesi üzerine yapılan çalışmalar, insanların yeni teknolojilere yalnızca teknik özellikleri üzerinden yaklaşmadığını gösteriyor. Algılanan fayda, kullanım kolaylığı ve performans beklentisi önemli olsa da, bireylerin sahip olduğu değerler de teknolojiye yönelik tutumlarını şekillendiriyor.

Ben de çalışmamda bu sorunun peşine düşerek, katılımcılarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdim ve onlara yalnızca YZ’nın avantaj ve dezavantajlarını sormadım; aynı zamanda verdikleri her cevabın ardından "Bu senin için neden önemli?" sorusunu tekrar tekrar yönelterek, cevapların altında yatan temel değerlere ulaşmaya çalıştım. Böylece insanların YZ’ye ilişkin görüşlerinin ardındaki görünmeyen motivasyonları ortaya çıkardım.

Araştırma sonuçları, kuşakların YZ’ye bakışlarının yalnızca beklentilerinde değil, bu beklentilerin altında yatan değerlerde de farklılaştığını gösterdi. X kuşağı için YZ daha çok rekabet gücüyle ilişkilendirilirken; ekip yönetimi, adalet ve hakkaniyet gibi değerler ön plana çıktı. Bu kuşak, YZ’nin ekip içindeki dengeleri bozabileceği ve çalışanların katkılarını ayırt etmeyi zorlaştırabileceği endişesini taşıyordu.

Y kuşağı ise YZ’yi kariyer gelişimi, görünürlük ve bireysel başarıyla ilişkilendiriyordu. Bu kuşak için takdir görmek, kendini geliştirmek ve kendini gerçekleştirmek önemli değerler olarak öne çıktı. Buna karşılık yaratıcılığın azalması ve yanlış bilgi üretimi gibi riskler, bu değerleri tehdit eden unsurlar olarak değerlendiriliyordu.

Teknolojiyle birlikte büyüyen Z kuşağı da YZ’yı kariyerlerini hızlandıran ve rekabet avantajı sağlayan bir araç olarak görüyordu. Ancak bu kuşağın bakış açısının merkezinde özgürlük yer alıyordu. Veri güvenliği, insan ilişkilerinin zayıflaması ve özgürlük alanlarının kısıtlanması gibi konular, Z kuşağının YZ’ya ilişkin temel kaygıları arasında bulunuyordu.

Sonuç olarak araştırma bana şunu gösterdi: Kurumlar YZ’yı yaygınlaştırmaya çalışırken yalnızca teknolojiyi değil, insanların değerlerini de anlamalı. Çünkü çalışanlar aynı aracı kullanıyor olsalar bile, onu tamamen farklı sebeplerle benimsiyorlar. YZ dönüşümünün başarısı da büyük ölçüde bu farklı değerleri görebilmekten geçiyor.

Aynı Yolda, Farklı Sebeplerle

Bu çalışma kuşaklar arasındaki farklılıkları anlamaya çalıştı. Ancak hiçbir kuşağın kendi içinde homojen olmadığını da gösterdi. Çünkü bizi şekillendiren yalnızca doğduğumuz yıl değil; yaşadıklarımız, seçimlerimiz ve değerlerimiz

Belki de bu yüzden kendimizi tanımak, sahip olduğumuz en önemli becerilerden biri.

Teknolojiler değişecek. YZ dönüşecek. İş yapış şekillerimiz yeniden tanımlanacak. Ancak tüm bu değişimin içinde korumamız gereken bir şey var: otantikliğimiz. Çünkü günün sonunda bizi birbirimize benzeten kararlarımız değil, o kararların altında yatan ve bizi benzersiz kılan değerlerimiz.

Otantikliğinizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle!

Soru, öneri veya işbirliği için bize ulaşın.